Çoğunlukla, çoğu dekorasyon hatası zevksizlikten değil, aceleci kararlardan doğar. Renk psikolojisi iç mekan ile ilgili en sık yapılan yanlışları bilmek, hem zaman hem para kaybını önlüyor. Bu yazıda sık rastlanan tuzakları ve pratik çözümlerini derledik.
Genellikle, katmanlama yaparken renk sayisini sinirli tutup doku cesitligini artirmak daha kolay bir dengedir. Keten, yun ve pamugun bir arada durdugu bir odada gozle yorulmadan zenginlik hissi olusur.
Akustik ozellikle acik planli evlerde ve ev ofisi kullaniminda belirginlesir. Ses yansimalarini kirmak icin karsilikli iki bos duvardan birini tekstil veya panelle yumusatmak yeterlidir.
Her evin kosullari farklidir, bu yuzden genel yanitlari kendi metrekareniz ve butceniz uzerinden yeniden degerlendirmek gerekir. Renk psikolojisi iç mekan konusunda emin olmadiginiz noktada kucuk bir deneme uygulamasi yapmak en guvenli yoldur.
Renk psikolojisi iç mekan ile ilgili tercih yaparken gunluk kullanim aliskanliklarinizi listelemek isabetli olur. Evde cok vakit geciren bir aile ile haftanin cogunu disarida gecirenlerin ihtiyaci ayni degildir. Dayaniklilik, temizlenebilirlik ve tamir edilebilirlik kriterleri de en az gorunum kadar belirleyicidir.
Kısaca, renk psikolojisi iç mekan secerken ilk bakilacak sey mekanin metrekaresi, tavan yuksekligi ve dogal isik miktaridir. Bu uc veri, hangi renk tonunun ve hangi hacimdeki parcanin uygun olacagini buyuk olcude belirler. Estetik begeni ancak bu teknik cerceve icinde anlam kazanir.
Renk psikolojisi iç mekan ile ugrasirken en yaygin hata, tek bir gorselden ilham alip mekanin kendi kosullarini yok saymaktir. Farkli bir isik acisinda ve farkli olculerde ayni sonuc elde edilmez. Ikinci sik hata ise her kosede birbiriyle yarisan cok sayida odak noktasi olusturmaktir.
Kural olarak, eski parçalar mekâna karakter katar ama alırken taşıyıcı iskeletin sağlamlığı, ahşapta nem ve kurt izi, metalde derin pas kontrol edilmelidir. Döşemesi yenilenebilir bir koltuk ya da yüzeyi zımparalanıp cilalanabilir bir dolap genellikle iyi bir yatırımdır. Bir odada bir veya iki vintage odak parça kullanmak, bütünün antikacı vitrinine dönüşmesini önler.}
Dar alanlarda ayaklı ve zeminden yükseltilmiş mobilyalar tercih etmek, gözün altta boşluk görmesini sağladığı için mekânı ferahlatır. Depolama alanlarını duvarın yukarısına taşımak, açık raf yerine kapaklı dolap kullanmak ve tek bir büyük ayna ile ışığı çoğaltmak da işe yarayan yöntemlerdir. Çok sayıda küçük obje yerine az sayıda büyük parça kullanmak dağınık görüntüyü önler.
Odanın aldığı doğal ışık miktarı renk kararının en belirleyici unsurudur; kuzeye bakan loş mekânlarda sıcak ve kırık tonlar, bol ışık alan odalarda ise soğuk ve doygun renkler daha dengeli durur. Genel kural olarak üç renkli bir palet kurup bunları yüzde altmış, otuz ve on oranında dağıtmak görsel bütünlük sağlar. Boya kararını vermeden önce duvarda deneme yapıp rengi günün farklı saatlerinde gözlemlemek yanılma payını azaltır.
Kural olarak, tablonun merkezi yerden yaklaşık 145 ila 150 santimetre yükseklikte, yani göz hizasında olmalıdır. Koltuk veya konsol üstüne asılan işlerde mobilyanın genişliğinin üçte ikisi kadar bir alan kaplamak dengeli görünür. Birden fazla çerçeve kullanılacaksa aralarındaki boşluğu 5 ila 8 santimetrede sabit tutmak, düzenin derli toplu durmasını sağlar.}
Ayrıca, mümkün, ancak stilleri birbirine bağlayan ortak bir unsur belirlemek şart; bu genellikle sınırlı bir renk paleti, tekrar eden bir malzeme veya benzer bir çizgi kalınlığıdır. Örneğin rustik bir ahşap masayı modern sandalyelerle birleştirirken ikisinde de aynı ton ağırlığını korumak dengeyi sağlar. Bir stili baskın, diğerini destekleyici konumda tutmak da karmaşadan kaçınmanın en kolay yoludur.}
Renk paletinizi belirledikten sonra geri kalan kararların ne kadar hızlı verildiğini görünce şaşıracaksınız.