İç mimarlar bir odaya girdiğinde önce oranlara, sonra ışığa bakar. Renk psikolojisi iç mekan ile ilgili profesyonellerin kullandığı birkaç basit kural, evde de rahatlıkla uygulanabiliyor. Bu kuralları teknik terimlere boğulmadan anlatıyoruz.
Gorsel sadeligin sirri cogu zaman iyi planlanmis saklama alanlarindadir. Renk psikolojisi iç mekan konusunda her esyanin belirli bir yeri oldugunda oda kendiliginden derli toplu gorunur.
Uygulamada, kapali ve acik depolamayi dengelemek onemlidir; her sey vitrinde olursa mekan yorucu hale gelir. Renk psikolojisi iç mekan ile ilgili duzende gunluk kullanilan esyayi el yuksekligine, mevsimliği ust raflara almak isleyisi hizlandirir.
En yaygin hata, mekani olcmeden alisverise cikmak ve gozle tahmin edilen boyutlara guvenmektir. Ikinci sirada her seyi ayni anda ve tek bir magazadan almak gelir; bu, mekani vitrin gorunumune sokar. Ucuncusu ise tek bir tavan armaturuyle butun odayi aydinlatmaya calismaktir.
Renk psikolojisi iç mekan ile ugrasirken en yaygin hata, tek bir gorselden ilham alip mekanin kendi kosullarini yok saymaktir. Farkli bir isik acisinda ve farkli olculerde ayni sonuc elde edilmez. Ikinci sik hata ise her kosede birbiriyle yarisan cok sayida odak noktasi olusturmaktir.
Ayrıca, renk psikolojisi iç mekan konusunda cok islevli parcalar kucuk evlerin en buyuk destekcisidir. Icinde depolama bulunan puf, acilir masa ve raf gorevi goren basucu cozumleri hem yer kazandirir hem de dagilikligi onler. Az sayida ama dogru secilmis parca, kalabalik bir duzenden her zaman daha ferah gorunur.
Sonuç olarak, ısik senaryolari, otomatik perde ve sensorlu priz artik yuksek butceli projelere ozgu degil. Renk psikolojisi iç mekan konusunda teknolojiyi gorunur kablolar birakmadan gizlemek en onemli tasarim isidir.
Çoğu zaman, cihaz secmeden once evin internet altyapisini ve priz konumlarini planlamak gerekir. Renk psikolojisi iç mekan ile ilgili kurulumda sadelik ilkesi korunmali, her cihaz gercekten ise yaramali.
İlk bakışta, puf kavramı, mekânın genel karakterini belirleyen ve diğer seçimleri yönlendiren bir başlangıç noktası olarak düşünülebilir. Uygulamada önce bu ögeyi merkeze alıp çevresindeki renk, doku ve mobilya kararlarını ona göre şekillendirmek daha tutarlı bir sonuç verir. Tek bir odada birden fazla güçlü ögeyi yarıştırmamak, bütünlüğü korumanın en kolay yoludur.
Sıklıkla, yükseklik çoğu evde en az kullanılan kaynaktır; tavana yakın raflar, kapı üstü dolaplar ve dikey kitaplıklar taban alanını meşgul etmeden ciddi hacim kazandırır. Sandıklı puf, çekmeceli karyola ve kapaklı sehpa gibi çift işlevli parçalar dağınıklığı görünmez kılar. Sık kullanılmayan mevsimlik eşyaları kapaklı kutularda etiketleyerek saklamak, dolap içi düzeni kalıcı hale getirir.}
Kısaca, sert zemin, çıplak duvar ve az mobilya yankıyı artırdığı için ilk çözüm yumuşak yüzeyleri çoğaltmaktır. Kalın havlı halı, tavandan yere inen ağır perde, kumaş kaplı koltuk ve duvarda tekstil panolar sesi belirgin biçimde yutar. Kitaplık gibi dolu ve girintili çıkıntılı yüzeyler de ses dalgalarını kırdığı için akustiği doğal yoldan iyileştirir.}
Çoğu senaryoda, en yaygın hata ölçü almadan mobilya satın almak ve tüm parçaları duvara yaslamaktır; bu düzen odayı hem boş hem de dağınık gösterir. Halının küçük seçilmesi, perdenin pencere hizasından asılması ve tabloların çok yükseğe yerleştirilmesi de oranları bozar. Alışverişe başlamadan önce basit bir kroki çizmek bu hataların büyük bölümünü önler.
Konsol masa ile ilgili detaylara boğulmadan önce, odanın ana işlevini netleştirmek bütün süreci sadeleştirir.